Marka Hükümsüzlüğünde Benzerlik, Tanınmışlık ve Kazanılmış Hak İddialarının Sınırları: Yargıtay’ın Marka Kapsamında Sınıflandırma Vurgusu (Yargıtay 11. HD, E. 2024/3979)
11. Hukuk Dairesi 2024/3979 E. , 2025/2328 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1176 Esas, 2024/845 Karar
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin her çeşit ticari malların toptan ve perakende satıcılığı, büyük satış mağazalarının açılması ve işletilmesi işi ile iştigal ettiğini, müvekkilinin bu faaliyetlerini “…” ibareli markası ile gerçekleştirdiğini, davalının 2012/… tescil numaralı “…” ibareli markanın tescilli sahibi olduğunu, müvekkili şirketi markalarının esas unsurunun “…” ibaresi olduğunu, müvekkili markası ile davalı markasının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, aynı tür ve benzer malları kapsadığını, davalının bu marka tescilinin müvekkilinin markasından doğan haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek davalı adına tescilli 2012/… tescil numaralı “…” ibareli markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin “…” ve türevi markalar üzerinde hak sahibi olduğunu, bu marka adı altında on yılı aşkın süredir faaliyet gösterdiğini, bu markayı meşhur ve maruf hale getirdiğini, davacının “…” ibareli markası ile müvekkilinin “…” ibareli markasının markasal bir benzerliği haiz olmadığını, tarafların faaliyet alanları da düşünüldüğünde bu markaların halk nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ve davacının iddialarının somut olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının markalarını uzun
süredir kullandığı, taraf markalarının piyasada birlikte var olduğu, davalının markasını
davacı markasına yaklaştırarak kullanmadığı, davacının önceki tarihli markalarının
tescil veya kullanımıyla ilgili olarak dava tarihine kadar davalı ile aralarında bir uyuşmazlık çıkartılmamak suretiyle söz konusu ibare üzerinde davalı yararına
kazanılmış hak gerçekleştiği, davalının “…” ibaresi üzerinde korunmaya değer
üstün hakkı bulunduğu bulunduğu gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının 2011/… numaralı “… …” ibareli markasının, dava konusu 2012/… numaralı “…” markasının tescil tarihi olan 14.05.2013’ten sonra 02.12.2013 tarihinde tescil edildiği ve davanın 23.12.2016’da açıldığı dikkate alındığında “… …” markasının “…” markası yönünden kazanılmış hak oluşturmayacağı, 2005/… numaralı “… … …+ …” ibareli markanın ise kelime markası olmayıp kısmen mavi renkli olarak ve … unsuru ile tescil edildiği, tescil sınıfında ise sadece 09,16,21,28. sınıflar olduğu, dava konusu markanın başvuru tarihi olan 22.03.2012 tarihi itibarı ile davacının … markasının “süpermarketler aracılığıyla sağlanan müşterilerin malları elverişli şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların biraraya getirilmesi” hizmetlerinde tanınmış marka olarak kabul edildiği, davalının 2005/… numaralı “… … …+…” markasının … unsuru ve renk içermekte iken, dava konusu “…” markasının … ve renk unsuru içermeyip kelime markası olarak düz yazı ile tescilli olduğundan 2005/… numaralı markanın dava konusu 2012/… numaralı marka yönünden seri marka niteliğinde kabul edilemeyeceği ve davalı lehine kazanılmış hak teşkil etmeyeceği, davacının tüm sınıflarda tescilli önceki tarihli … markaları ve tanınmış markası mevcutken davalının … ibareli tüm sınıflarda tescilli markasında … esas unsuru aynen yer aldığından tüketici nezdinde karışıklığı neden olacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, dava konusu 2012/… tescil numaralı “…” ibareli markanını hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir .
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalının 2012/… numaralı … ibareli markasının, davacının … esas unsurlu markaları ve … ibareli tanınmış markası ile benzer olduğu ve iltibas yarattığı gerekçesi ile hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun’un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı tarafın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 6. maddesinin birinci fıkrası hükmü aynen; “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” şeklinde ifade edilmiştir. Dava konusu uyuşmazlık ise, hükümsüzlüğe mesnet davacının … ibareli markaları ile davalının … ibareli markası arasında SMK’nın 6.maddesinin birinci fıkrası hükmü kapsamında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunup bulunmadığı ve varılacak sonuca göre davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasındadır.
Davacının hükümsüzlüğe mesnet markaları … ibareli olup, davalının markası ise … şeklindedir. Görüldüğü üzere hükümsüzlüğü talep edilen … markası … ve … ibarelerinin birleşmesinden oluşmuş olup, açılımı ise Belediye Bilgi İşlem Merkezidir. Birleştirilen … ve … ibarelerinin bağımsız olarak hiçbir anlamı bulunmamakta, ancak birlikte bir kelime oluşturmaktadırlar. Markaların son üç harfi aynı ve benzer olmakla birlikte tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler bakımından ayniyet ve benzerlik bulunmamaktadır.
SMK’nın 6. maddesinin beşinci fıkrası aynen; “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” şeklinde ifade edilmiştir. Ancak somut olayda, davacının markası 35.sınıfta tanınmış olmakla birlikte, tanınmışlığın devreye girebilmesi için SMK’nın 6. maddesinin beşinci fıkrasında belirtilen şartlar somut olayda bulunmamaktadır. Zira dosya kapsamında, davalının davacının tanınmışlığından yararlandığı veya davacı markalarının ayırt ediciliğine zarar verdiği ve kötüniyetli olduğu hususları ispat edilememiştir.
Hal böyle olunca, davalının ve ilgili belediyenin faaliyet alanı ile ilgili mal ve hizmetler dışındaki davacı markasının tescilli olduğu mal ve hizmetler yönünden, davalı markasının tescilli olduğu faaliyet konusu dışındaki mal ve hizmetler karşılaştırılarak ayıklama yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Karar Metninin Analizi
1. Kararın Künyesi
- Yargıtay Dairesi: 11. Hukuk Dairesi
- Esas Numarası: 2024/3979 E.
- Karar Numarası: 2025/2328 K.
- Karar Tarihi: 10.04.2025 (Oy birliğiyle)
2. Özet
Dava, davacının önceki tarihli, esas unsuru “…” olan markaları ve tanınmış markası ile davalının sonraki tarihli “…” ibareli markasının karıştırılma ihtimali (iltibas) yarattığı gerekçesiyle, davalı markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesi davacının istinafını kabul ederek hükümsüzlük kararı vermişken, Yargıtay https://karararama.yargitay.gov.tr/ . Hukuk Dairesi bu kararı bozmuştur. Bozma gerekçesinde, tarafların markalarının kelime ve anlam bakımından tam benzerlik taşımadığı, davacının markasının tanınmışlığından haksız yararlanma (SMK m. /) şartlarının ispatlanamadığı ve en önemlisi, karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde hükümsüzlüğe mesnet davacı markaları ile davalı markasının tescilli olduğu mal ve hizmet sınıfları karşılaştırılarak ayıklama yapılması gerektiği belirtilmiştir.
3. Anahtar Kavramlar
- Markanın Hükümsüzlüğü
- Karıştırılma İhtimali (İltibas) (SMK m. /)
- Markaların Benzerliği (Ortak unsur: “…”)
- Tanınmış Marka Koruması (SMK m. /)
- Kazanılmış Hak İddiası
- Mal ve Hizmetlerin Karşılaştırılması (Sınıflandırma İlkesi)
- Belediye Bilgi İşlem Merkezi (Kısaltmanın Açılımı ve Anlamı)
Hukuk Profesörü Gözüyle Analiz
1. Yargıtay’ın Hukuki Değerlendirmesi
Yargıtay . Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı çözümlemede temel olarak sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK)’nun . maddesine odaklanmıştır. Ancak, bu maddeyi uygularken karıştırılma ihtimali ve tanınmış marka korumasının sınırlarını titizlikle çizmiştir:
- Nispi Ret Nedenleri ve Mal/Hizmet Sınıfı Kısıtlaması (SMK m. /): Kararda, tarafların markalarının (…” ve “…”) son üç harflerinin aynı/benzer olmasına rağmen, tescilli olduğu mal ve hizmetler bakımından ayniyet ve benzerlik bulunmadığı tespiti yapılmıştır. Yargıtay, karıştırılma ihtimalini değerlendirirken, mal ve hizmetlerin aynılığı/benzerliği şartının mutlak olduğunu ve bu şartın somut bir karşılaştırma ile tespit edilmesini zorunlu kılmıştır.
- Tanınmış Marka Korumasının Şartları (SMK m. /): Bölge Adliye Mahkemesi, davacının markasının tanınmış olduğunu kabul etmiş olsa da, Yargıtay tanınmışlık korumasının devreye girmesi için SMK m. /‘teki şartların aranacağını vurgulamıştır. Buna göre, somut olayda davalı tarafından haksız bir yararın sağlanabildiği, markanın itibarının zarar gördüğü veya ayırt edici karakterinin zedelendiği hallerin ispat edilemediği kabul edilmiştir. Ayrıca, davalının kötü niyetli olduğu hususu da ispat edilememiştir.
- Hükmün Kapsamı İlkesi: Yargıtay, karıştırılma ihtimali tespitinde bile, davalı markasının tescilli olduğu mal ve hizmetler ile davacının markasının tescilli olduğu mal ve hizmetler karşılaştırılarak ayıklama yapılması gerektiğini, yani hükümsüzlük kararının sadece benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunan mal/hizmetler için verilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
2. Gerekçenin Analizi (Mantık Silsilesi)
Yargıtay‘ın bozma kararına ulaşırken kullandığı mantık silsilesi, Bölge Adliye Mahkemesinin (BAM) gerekçelerini aşamalı olarak çürütmeye odaklanmıştır:
- Marka Karşılaştırması: Davacı markası (…”) ile davalı markası (…”) karşılaştırılmış, ortak esas unsura rağmen, davalı markasının açılımının (“Belediye Bilgi İşlem Merkezi”) kamu hizmetini çağrıştıran anlamlı bir bütün oluşturduğu ve bağımsız olarak hiçbir anlamı bulunmayan ibarelerin birlikte bir kelime oluşturduğu tespit edilmiştir. Bu, markaların ayırt edici gücü konusunda tam benzerliği zayıflatmıştır.
- Kazanılmış Hak İddiasının Reddi (BAM Gerekçesine Karşı): BAM, davalının önceki markalarının seri marka niteliğinde olmadığını ve kazanılmış hak oluşturmayacağını doğru tespit etmiştir. Ancak Yargıtay, karıştırılma ihtimali tespiti için BAM’ın ulaştığı sonucu, mal ve hizmet sınıflarındaki örtüşme eksikliği ve tanınmışlık şartlarının yokluğu nedeniyle hatalı bulmuştur.
- Tanınmışlık Korumasının Sınırları: Davacının markasının . sınıfta tanınmış olduğu kabul edilse bile, tanınmış marka korumasının (SMK m. /) sadece marka benzerliğini değil, aynı zamanda haksız yararlanma, itibarın zedelenmesi veya ayırt edici karakterin zayıflatılması şartlarını da aradığı belirtilmiştir. Somut olayda bu şartların ve kötü niyetin ispat edilemediği karara bağlanmıştır.
- Sınıf Karşılaştırması Zorunluluğu: Yargıtay’ın en temel bozma gerekçesi, Bölge Adliye Mahkemesinin, tüm mal ve hizmetler bakımından değil, davalı ve ilgili belediyenin faaliyet alanı ile ilgili mal ve hizmetler dışındaki tescilli mal ve hizmetlerin tek tek karşılaştırılıp ayıklanarak karar verilmemesidir. Bu, hükümsüzlüğün kapsamının, gerçekten karıştırılma ihtimali olan mal/hizmetlerle sınırlı tutulması gerektiği ilkesini ortaya koyar.
3. Karardaki Kilit Cümleler
- “Birleştirilen … ve … ibarelerinin bağımsız olarak hiçbir anlamı bulunmamakta, ancak birlikte bir kelime oluşturmaktadırlar.” (Markaların yapısal analizi)
- “Ancak somut olayda, davacının markası 35.sınıfta tanınmış olmakla birlikte, tanınmışlığın devreye girebilmesi için SMK’nın 6. maddesinin beşinci fıkrasında belirtilen şartlar somut olayda bulunmamaktadır.” (Tanınmışlık korumasının mutlak olmadığı tespiti)
- “Zira dosya kapsamında, davalının davacının tanınmışlığından yararlandığı veya davacı markalarının ayırt ediciliğine zarar verdiği ve kötüniyetli olduğu hususları ispat edilememiştir.” (Kötü niyet ve zarar şartlarının ispat yüküne vurgu)
- “Hal böyle olunca, davalının ve ilgili belediyenin faaliyet alanı ile ilgili mal ve hizmetler dışındaki davacı markasının tescilli olduğu mal ve hizmetler yönünden, davalı markasının tescilli olduğu faaliyet konusu dışındaki mal ve hizmetler karşılaştırılarak ayıklama yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.” (Marka hükümsüzlüğünün kapsamı ve sınıflandırma ilkesinin mutlak zorunluluğu)
Yargıtay’ın Benzer İçtihatları ve Kısa Özetleri
Kararın ana hukuki konusu, marka benzerliğinin tek başına hükümsüzlük için yeterli olmadığı; karıştırılma ihtimali tespitinde mal ve hizmet sınıflarının somut olarak karşılaştırılması ve tanınmış marka korumasında haksız yarar/zarar şartının aranmasıdır. Yargıtay‘ın bu yöndeki kararları aşağıdadır:
Detaylandırma ve Bilimsel Görüşler
1. Çekişme Konusu Örnekler
Ana kararda tartışılan hukuki sorun, bir markanın hükümsüzlüğüne karar verilirken, karıştırılma ihtimalinin somut ve sınıflara göre kısıtlı bir kapsamda aranması ve tanınmış marka korumasının mutlak bir ret nedeni olarak kabul edilemeyeceği ilkesidir.
- Örnek 1 (Sınıf Ayıklaması): Davacı markası “…” tüm . sınıfta tescilli iken, davalı markası “…” . sınıfta sadece “Belediye bilgi işlem hizmetleri” için tescillidir.
- Yargıtay’ın Bakış Açısı: Yargıtay, davalının markasının açılımının “Belediye Bilgi İşlem Merkezi” olması ve davalı kurumun faaliyet alanının belediye hizmetleri ile sınırlı olması nedeniyle, davacının . sınıftaki tüm “perakende mağazacılık” gibi hizmetlerinin davalı ile karıştırılmayacağını kabul eder. Hükümsüzlüğe karar verilse bile, bu sadece karıştırılma ihtimali olan (örneğin “bilgi işlem hizmetleri”) mal/hizmetler için olmalıdır. Aksi takdirde, marka sahibinin hakkının gereksiz yere kısıtlanması söz konusu olur.
- Örnek 2 (Tanınmışlık ve Zarar): Davacı markası ulusal çapta tanınmış bir süpermarketler zinciridir. Davalı markası ise belediyenin bir bilgi işlem birimidir.
- Yargıtay’ın Bakış Açısı: Davacının tanınmışlığı kabul edilse dahi, davalı markasının farklı bir ticari alanda (kamu hizmeti/teknik destek) faaliyet göstermesi, davacının markasının itibarını zedelemez veya ayırt edici karakterini zayıflatmaz. En önemlisi, davalının marka tescil ile davacının ününden haksız bir yarar sağladığı ispat edilememiştir. Tanınmış marka koruması, spekülatif zararlara karşı değil, somut ve ispatlanabilir yarar/zarar durumlarına karşı uygulanır.
2. Karşılaştırmalı Analiz
3. Bilimsel Görüşler (Doktrin)
Yargıtay‘ın bu kararı, marka hukukunun temel ilkeleri olan ihtisas ilkesi ve tanınmış markanın mutlak olmama ilkesi ile tamamen paralellik göstermektedir.
- İhtisas İlkesi ve Kapsam Sınırlaması: Prof. Dr. Arslan Kaya ve Prof. Dr. Mehmet Fikret Yücesoy gibi doktrin yazarları, SMK m. /‘in karıştırılma ihtimalinin temel şartının mal veya hizmetlerin aynılığı/benzerliği olduğunu belirtir. Karıştırılma ihtimali tespit edilse dahi, hükümsüzlük kararının, hakkın özüne zarar vermeyecek şekilde, sadece iltibas yaratan mal ve hizmetlerle sınırlı olması gerektiği doktrinde hakim görüştür. Yargıtay’ın “ayıklama yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken” ifadesi bu ilkeyi açıkça desteklemektedir.
- Tanınmış Marka Korumasında Sıkı Uygulama: Prof. Dr. Ünal Tekinalp‘in de vurguladığı gibi, tanınmış markanın koruması (/), sadece marka benzerliğine dayanmaz; bu koruma, tescil başvurusu sahibinin haksız yarar elde etme veya markanın ayırt edici gücünü zayıflatma amacının somut delillerle ispatlanmasını gerektirir. Yargıtay’ın, bu şartların ispat edilememesi nedeniyle BAM kararını bozması, /‘in geniş bir şekilde yorumlanarak her tanınmış markanın itirazını mutlak surette haklı kılmayacağı yönündeki doktrinel görüşü pekiştirmektedir.
Özet
Bu bilimsel makale, marka hükümsüzlüğü davalarında karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde mal ve hizmet sınıflandırmasının kritik rolünü ve tanınmış marka korumasının uygulanma sınırlarını incelemektedir. Analizin merkezinde, Yargıtay . Hukuk Dairesi’nin 10.04.2025 tarihli, 2024/3979 E., 2025/2328 K. sayılı emsal kararı yer almaktadır. Karar, esas unsuru “…” olan tanınmış bir markanın sahibi ile “…” ibaresini tescil ettiren davalı arasındaki uyuşmazlıkta, Bölge Adliye Mahkemesi’nin hükümsüzlük kararını bozmuştur. Bozma gerekçesi, markalar arasında kısmi benzerlik bulunsa dahi, sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) . maddesinin birinci fıkrası uyarınca, hükümsüzlüğe karar verilirken davalı markasının tescilli olduğu tüm mal ve hizmetlerin, önceki markanın mal ve hizmetleriyle tek tek karşılaştırılarak, iltibas yaratan ve yaratmayan kısımlar arasında ayıklama yapılması zorunluluğudur. Ayrıca, tanınmış marka korumasının (SMK m. /) devreye girmesi için haksız yarar veya itibar zedelenmesi şartlarının ispat edilemediği kesinleştirilmiştir. Bu içtihat, marka hukukunda ihtisas ilkesine verilen önemi ve tanınmışlık korumasının mutlak ret nedeni olmadığı ilkesini teyit etmektedir.
Giriş
Marka hukuku, bir yandan hak sahibinin yatırımlarını korumayı hedeflerken, diğer yandan piyasada haksız rekabete yol açmayacak şekilde makul bir serbest rekabet ortamının devamını sağlamalıdır. Bu denge, özellikle nispi ret nedenlerinin (iltibas ve tanınmış marka koruması) uygulanma aşamasında kritik bir öneme sahiptir. Karıştırılma ihtimalinin tespiti (SMK m. /), markaların benzerliğinin yanı sıra, tescil kapsamındaki mal ve hizmetlerin de benzerliğini şart koşar. Tanınmış marka koruması (SMK m. /) ise, mal ve hizmet benzerliği şartı aranmaksızın geniş bir koruma sunsa da, bunun için haksız yarar veya zarar şartlarının varlığını zorunlu kılar.
Bu çalışmanın temel amacı, Yargıtay . Hukuk Dairesi’nin 2024/3979 E. sayılı kararı ışığında, marka hükümsüzlüğü davalarında yargının karıştırılma ihtimali ve tanınmışlık koruması kriterlerini nasıl yorumladığını derinlemesine incelemektir.
İnceleme Konusu Yargıtay Kararının Analizi
İncelenen dava, “…” ibareli tanınmış marka sahibinin, “…” ibareli sonraki marka tescilinin hükümsüzlüğünü talep etmesi üzerine ortaya çıkmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi, markaların esas unsurunun benzerliği ve davacının tanınmışlığını esas alarak davanın kabulüne karar vermiştir. Ancak Yargıtay, bu hükmü bozarak, marka hükümsüzlüğüne ilişkin temel hukuki temelleri yeniden tanımlamıştır.
Yargıtay‘ın kararı bozmasının gerekçeleri, hukuki temelleri itibarıyla şunlardır:
- Marka Benzerliğinde Anlamın Etkisi: Davalı markası (“…”) her ne kadar davacının markasının (…”) son üç harfini içerse de, Yargıtay bu markanın açılımının (“Belediye Bilgi İşlem Merkezi”) kamu hizmetini çağrıştıran ve bağımsız bir anlam bütünlüğü oluşturan bir kelime olduğunu tespit etmiştir. Bu durum, sırf harf benzerliğine dayalı karıştırılma ihtimalini zayıflatmıştır.
- Tanınmış Marka Korumasının İhtiyatlı Uygulanması: Yargıtay, davacının markasının . sınıfta tanınmış olduğunu kabul etmiş olsa dahi, SMK /‘in mutlak ret nedeni olmadığını vurgulamıştır. Kararda net bir şekilde, davalının haksız bir yarar sağladığı veya davacı markasının itibarını zedelediği hususlarının ispatlanamadığı belirtilmiştir. Bu ispat yükü, tanınmış marka sahibi üzerindedir. (Yargıtay 11. HD, E. 2024/3979, K. 2025/2328, T. 10.04.2025).
- Hükümsüzlükte Mal/Hizmet Sınıfı Ayıklaması Zorunluluğu: Kararın en çarpıcı yanı, hükümsüzlük kararının kapsamına ilişkindir. Yargıtay, karıştırılma ihtimalinin, davacının markasının tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler ile davalı markasının tescilli olduğu mal ve hizmetler tek tek karşılaştırılarak belirlenmesini şart koşmuştur. BAM’ın genel bir kabulle hüküm kurması hatalı bulunmuş ve hükümsüzlüğün, sadece davalının ve ilgili belediyenin faaliyet alanı ile ilgili ve gerçekten karıştırılma ihtimali olan mal/hizmetlerle sınırlı tutulması gerektiği emredilmiştir. Bu yaklaşım, marka hakkının kapsamını makul sınırlar içinde tutma ilkesinin bir yansımasıdır (Yargıtay 11. HD, E. 2020/2153, K. 2021/4800, T. 02.11.2021).
Yargıtay’ın Konuya İlişkin İstikrarlı Görüşü ve Destekleyici İçtihatlar
Bu karar, Yargıtay‘ın marka hükümsüzlüğü davalarında subjektif yaklaşımlardan kaçınarak, objektif kriterlere odaklandığını gösteren istikrarlı bir uygulamanın devamıdır.
- Mal/Hizmet Benzerliğinin Öncelikli Şartı: SMK m. / uyarınca iltibasın temel şartı, mal/hizmetlerin aynılığı veya benzerliğidir. Yargıtay, sadece kelime veya şekil benzerliğinin tek başına hükümsüzlük için yeterli olmadığını, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerektiğini vurgulamaktadır (Yargıtay 11. HD, E. 2017/280, K. 2019/333, T. 16.01.2019).
- Hükümsüzlüğün Kapsamının Sınırlandırılması: Yargıtay, hükümsüzlük kararının, davalı markasının tescilli olduğu tüm sınıflar için değil, önceki markayla iltibas yaratan mal/hizmetlerle sınırlı olması gerektiği yönündeki tutumunu bu kararla yinelemiştir (Yargıtay 11. HD, E. 2016/10245, K. 2018/4331, T. 14.06.2018). Bu yaklaşım, marka sahibinin hakkının gereğinden fazla kısıtlanmasını önler.
Uygulamadan Örnekler ve Hukuki Niteleme Sorunları
Yargıtay‘ın bu karardaki “ayıklama yapılması” ilkesi, uygulama açısından hayati bir öneme sahiptir.
- Çekişme Konusu Örnek (Ayıklama Zorunluluğu): Davalı markası bir ticari kuruluşun marka tescilini takiben, . sınıfta hem “eğitim hizmetleri” hem de “spor faaliyetleri” için tescillenmiştir. Davacı markası ise . sınıfta sadece “eğitim hizmetleri” alanında tanınmıştır.
- Yargıtay’ın Kriteri: Mahkeme, sadece “eğitim hizmetleri” yönünden iltibas kararı verebilirken, “spor faaliyetleri” yönünden iltibasın oluşmadığı sonucuna varırsa, hükümsüzlük kararının kapsamı sadece “eğitim hizmetleri” ile sınırlı kalmalıdır. Tüm sınıf için hükümsüzlük kararı vermek, hak ihlali olmayan “spor faaliyetleri” ibaresinin haksız yere terkini sonucunu doğurur.
- Hukuka Aykırı Kabul Edilen Durum (SMK m. /‘in İhlali): Davacı markası, lüks kozmetik sektöründe tanınmıştır. Davalı, farklı sınıfta olmasına rağmen, markanın aynısını, tanınmış marka ile doğrudan ilişkilendirilen (örneğin “SPA hizmetleri”) bir hizmet için tescil ettirmek istemiştir. Davalı markasının ücret/ücretler/fiyatları ve tanıtımı lüks kozmetik piyasasını hedef alıyorsa, haksız yararlanma şartı oluşur.
- Hukuka Aykırı Kabul Edilmeyen Durum (Yargıtay Görüşü): Davacı markası tanınmış bir ilaç firması iken, davalı markası aynı kelimeyi . sınıfta “çeşitli malların perakende satış mağazalarında toplanması” hizmetleri için tescil ettirmek ister. Taraflar arası mal/hizmet benzerliği olmasa bile, lüks bir ilaç firmasının markasının perakende satıcılıkta kullanılması, kararda olduğu gibi haksız yarar/itibar zedelenmesi ispatlanmadıkça hükümsüzlük sebebi sayılmayabilir.
Bilimsel Görüşler (Doktrin):
Prof. Dr. Nami Barlas gibi hukukçular, marka koruma kapsamının belirlenmesinde, hakkın kötüye kullanımını engellemek amacıyla ihtisas ilkesinden (sınırlı koruma) ödün verilmemesi gerektiğini savunur. Yargıtay‘ın kararda kullandığı “karşılaştırılarak ayıklama yapılmak suretiyle” ifadesi, doktrinde savunulan bu sınırlı hükümsüzlük ilkesiyle tam olarak örtüşmektedir. Bu, mahkemelere, marka sahibinin hakkını korurken, başvurucuya ait iltibas yaratmayan mal/hizmet tescilini ayakta tutma sorumluluğu yüklemektedir.
Uluslararası Hukuk ve Karşılaştırmalı Bakış
Marka hükümsüzlüğünde sınıfların titizlikle incelenmesi ve tanınmışlık korumasının mutlak olmaması, uluslararası hukukta da kabul görmüş bir yaklaşımdır.
- Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD): ABAD içtihatları, karıştırılma ihtimali değerlendirilirken sadece markaların görsel, işitsel ve anlamsal benzerliğinin değil, mal ve hizmetlerin pazar, amaç ve dağıtım kanalları açısından benzerliğinin de mutlak surette aranması gerektiğini belirtir. Bu, Yargıtay’ın mal/hizmet sınıfı ayıklaması yapılması yönündeki emrine paralellik teşkil eder.
- Alman Federal Mahkemesi (BGH): Alman hukukunda da, tanınmış markanın korunmasında ( Abs. 1 Nr. 3 MarkenG), başvuru sahibinin “haksız yere yarar sağlaması” veya “markanın ayırt edici gücüne zarar vermesi” şartları çok sıkı aranır. BGH, salt marka benzerliğini yeterli görmez; bu haksız yararın veya zararın somut ekonomik verilerle ispatlanmasını ister. Yargıtay‘ın kararda bu şartların ispat edilemediği yönündeki tespiti, Alman hukukundaki bu ihtiyatlı yaklaşımla aynı doğrultudadır.
Sonuç
Yargıtay . Hukuk Dairesi’nin 2024/3979 E. sayılı kararı, marka hükümsüzlüğü davalarında keyfi genişletmelere karşı bir sınır çizmektedir. Karar, marka sahibinin önceki hakkını korurken, hükümsüzlüğe mesnet markanın kapsamının daraltılması ve sınıf ayıklaması yapılması zorunluluğunu netleştirmiştir. Marka benzerliği (SMK m. /) ve tanınmışlık koruması (SMK m. /) iddialarının kabulü için, davacının mal/hizmet benzerliğini somut olarak veya haksız yarar/zarar şartlarını ispat etmesi gerektiği bir kez daha vurgulanmıştır. Uygulayıcılar, marka tescil süreçlerinde ve davalarda, hükümsüzlük taleplerinin genel bir sınıfa değil, sadece karıştırılma ihtimali yaratan spesifik mal ve hizmetlere yönelik olarak yönlendirilmesi ve SMK m. /‘e dayanırken somut ispat yükünün bilincinde olması gerektiği sonucunu bu karardan çıkarmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
- Soru: Yargıtay’ın bu kararı ile marka hükümsüzlüğüne dair temel yaklaşımı nedir?
- Cevap: Yargıtay, marka hükümsüzlüğüne karar verilirken karıştırılma ihtimalinin somut ve dar bir kapsamda, yani iltibas yaratan mal ve hizmetlerle sınırlı olarak incelenmesi gerektiğini vurgulamıştır.
- Soru: sayılı Kanun’un . maddesinin birinci fıkrası uyarınca iltibas tespiti için sadece marka benzerliği yeterli midir?
- Cevap: Hayır. SMK m. / uyarınca karıştırılma ihtimali için hem marka benzerliği/aynılığı hem de kapsadığı mal veya hizmetlerin benzerliği/aynılığı şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
- Soru: Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararını bozarken neden mal ve hizmet sınıflandırmasını ön plana çıkarmıştır?
- Cevap: Yargıtay, hükümsüzlük kararının, davalı markasının tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler için değil, yalnızca davacı markasıyla karıştırılma ihtimali olan mal ve hizmetler için verilmesi gerektiğini, aksi takdirde hakkın aşırı kısıtlanacağını belirtmek için bu konuyu öne çıkarmıştır.
- Soru: Tanınmış marka koruması (SMK m. /) neden bu davada kabul görmemiştir?
- Cevap: Davacının markası . sınıfta tanınmış olmasına rağmen, dosya kapsamında davalının bu tanınmışlıktan haksız bir yarar sağladığı veya davacı markasının itibarını zedelediği hususları ispat edilemediği için koruma şartları oluşmamıştır.
- Soru: SMK m. / hükmü, iltibas (karıştırılma ihtimali) şartı aramadan koruma sağlar mı?
- Cevap: Evet, tanınmış marka koruması (m. /), iltibas şartı aranmaksızın, markaların farklı mal ve hizmetlerde dahi tescil edilmesini engelleyebilir; ancak bunun için haksız yarar/itibar zedelenmesi/ayırt edici karakterin zayıflatılması şartlarının ispatı gerekir.
- Soru: Markanın kısaltma şeklinde olması (örneğin “…”), ayırt ediciliği nasıl etkiler?
- Cevap: Kararda, davalı markasının açılımının (“Belediye Bilgi İşlem Merkezi”) olması nedeniyle, ibarelerin bağımsız anlamı olmasa da, birlikte anlamlı bir kelime oluşturduğu ve bu durumun markaların algısal benzerliğini zayıflattığı kabul edilmiştir.
- Soru: Dava konusu markanın açılımının kamu hizmetiyle ilgili olması kararı etkiler mi?
- Cevap: Evet. Davalının faaliyet alanı ve markanın açılımının belediye bilgi işlem hizmetleri ile ilgili olması, tescilli mal ve hizmetlerin ayıklanmasında ve iltibas riskinin değerlendirilmesinde önemli bir etken olmuştur.
- Soru: Marka hükümsüzlüğü davasında ispat yükü kime aittir?
- Cevap: Hükümsüzlük davasını açan davacıya aittir. Özellikle tanınmış marka iddiasında (/), davalının haksız yarar sağladığını veya markanın itibarının zedelendiğini ispatlama yükü davacıdadır.
- Soru: Yargıtay, kazanılmış hak iddiasına nasıl yaklaşmıştır?
- Cevap: Yargıtay, BAM’ın davalının önceki markalarının seri marka niteliğinde olmadığı ve kazanılmış hak oluşturmayacağı yönündeki tespitini dolaylı olarak kabul ederek, esas olarak iltibas ve tanınmışlık şartlarının eksikliği üzerine odaklanmıştır.
- Soru: “Ayıklama yapılmak suretiyle bir karar verilmesi” ne anlama gelmektedir?
- Cevap: Hükümsüzlük kararının, davalı markasının tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler için değil, sadece davacının önceki markasıyla gerçekten karıştırılma ihtimali olan mal/hizmet kalemleri için verilmesi demektir.
- Soru: Marka hükümsüzlüğünün hukuki dayanağı nedir?
- Cevap: Markanın hükümsüzlüğünün hukuki dayanağı, sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun . maddesi ve ile . maddelerinde belirtilen mutlak ve nispi ret nedenleridir.
- Soru: Marka başvurusu ücret/ücretler/fiyatlarının marka hükümsüzlüğünde rolü var mıdır?
- Cevap: Marka tescil ücretleri https://etkinpatent.com/marka-tescil-ucreti/, davanın esasına veya hükümsüzlük gerekçesine etki etmez.
- Soru: Davacı markasının “süpermarketler aracılığıyla sağlanan müşterilerin malları elverişli şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi” hizmetlerinde tanınmış olması hangi sınıfa girer?
- Cevap: Bu hizmet, genellikle . sınıf kapsamında yer alan “perakende satış hizmetleri” olarak nitelendirilir.
- Soru: Markaların hükümsüzlüğü kararı kesinleştikten sonra ne olur?
- Cevap: Hükümsüzlük kararı kesinleştikten sonra, dava konusu marka sicilden terkin edilir (silinir) ve başvuru tarihi itibarıyla hiç tescil edilmemiş sayılır.
- Soru: Yargıtay’ın bu kararı, Bölge Adliye Mahkemesi için ne anlama gelir?
- Cevap: HMK m. / uyarınca, dava dosyası BAM’a gönderilerek, BAM’ın bozma gerekçesine uygun yeni bir karar vermesi gerekmektedir.
- Soru: Markanın itibarının zarar görmesi (dilution) ne demektir?
- Cevap: Markanın itibarının zarar görmesi, tanınmış markanın, başkası tarafından farklı mal veya hizmetlerde kullanılmasıyla, o markaya ilişkin olumlu imajın veya algının zedelenmesi/lekelenmesi anlamına gelir.
- Soru: Haksız yarar sağlamak (free-riding) ne anlama gelir?
- Cevap: Tanınmış markanın ününden ve reklâm değerinden haksız yere faydalanarak, kendi markasına bir transfer yapılması ve böylece rekabette avantaj elde edilmesidir.
- Soru: Davalının markasını uzun süredir kullanıyor olması, davalı lehine neden kazanılmış hak yaratmamıştır?
- Cevap: Marka hukukunda kazanılmış hak (sessiz kalma yoluyla hak kaybı), yıllık sürenin geçmesine ve davacının bu süre boyunca kullanıma itiraz etmemesine bağlıdır. Somut olayda süreler bu şartı desteklememiştir ve davalının önceki markaları seri marka olarak kabul edilmemiştir.
- Soru: Hükümsüzlük kararında kötü niyet neden ispatlanamamıştır?
- Cevap: Karara göre, dosya kapsamında davalının, davacının tanınmışlığından yararlanma veya markanın ayırt edici karakterini zedeleme amacı güttüğüne dair somut bir delil bulunamamıştır.
- Soru: Kelime markası ne demektir?
- Cevap: Kelime markası, sadece harflerden veya kelimelerden oluşan, özel bir font, şekil veya renk unsuru içermeyen marka türüdür.
- Soru: Yargıtay’ın bu kararı, perakende satış yapan markalar için ne gibi bir risk/fırsat oluşturur?
- Cevap: Fırsat: Tanınmış perakende markaları, haksız yarar veya itibar zedelenmesi şartlarını ispatladığı sürece güçlü bir koruma elde eder. Risk: İspat edilemediği takdirde, tescillerini kendileriyle benzer olmayan hizmetler için koruyamayabilirler.
- Soru: Kararda bahsedilen sayılı Kanun’un / hükmü nedir?
- Cevap: Bu hüküm, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yer alır ve temyiz incelemesi sonucu, kararın usul ve yasaya uygun bulunması halinde onanacağını belirtir.
- Soru: Markanın hükümsüzlüğü davası nerede açılır?
- Cevap: Sınai Mülkiyet Kanunu https://etkinpatent.com/sinai-mulkiyet-kanunu/ uyarınca bu davalar, Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemeleri‘nde açılır.
- Soru: Davacı markasının tüm sınıflarda tescilli olması, her sınıfta mutlak koruma sağlar mı?
- Cevap: Hayır. Tescilli olduğu tüm sınıflarda, o sınıflardaki mal ve hizmetlerin önceki markanın mal ve hizmetleriyle karıştırılma ihtimali veya tanınmışlık şartları aranır.
- Soru: Markanın sadece son üç harfinin benzer olması iltibas için yeterli midir?
- Cevap: Hayır. Yargıtay bu kararda, markanın tamamının, taşıdığı anlamın ve hizmet sınıflarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, sadece son üç harf benzerliğinin yeterli olmadığını ima etmiştir.
- Soru: Marka hakkının sona ermesi ile hükümsüzlüğü arasında ne fark vardır?
- Cevap: Hükümsüzlük, markanın başvuru tarihinden itibaren hiç tescil edilmemiş sayılması demektir. Sona erme ise, markanın tescil tarihinden itibaren geçerli kabul edilip, bir sebepten (yenilenmeme, feragat, kullanılmama) dolayı ileriye dönük olarak sonlanmasıdır.
- Soru: Bölge Adliye Mahkemesi kararı neden İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırmıştır?
- Cevap: BAM, davalının kazanılmış hak iddiasını yerinde görmemiş ve davacının tanınmış markası ile davalı markasının iltibas yarattığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi’nin ret kararını kaldırarak davanın kabulüne karar vermiştir.
- Soru: TÜRKPATENT’in kararları, Yargıtay’a doğrudan taşınır mı?
- Cevap: Hayır. TÜRKPATENT kararlarına karşı, Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nde dava açılır, bu kararlar istinaf ve sonrasında Yargıtay temyiz incelemesine tabidir.
- Soru: Seri marka ne demektir?
- Cevap: Seri marka, aynı markanın farklı mal/hizmetlerde veya aynı esas unsurun (kök markanın) farklı eklemelerle (örneğin “…” ve “… Extra”) tescil edilerek markalar arasında bir bağ oluşturulmasıdır.
- Soru: Marka benzerliği ve mal/hizmet benzerliği, hangi sırayla değerlendirilir?
- Cevap: İltibas riskinin değerlendirilmesinde, iki unsur da eş zamanlı ve birbiriyle etkileşimli olarak ele alınır. Ancak tescil engeli/hükümsüzlük için her iki benzerliğin de belirli bir seviyede olması gerekir.
Bülent AYDIN
Marka Uzmanı
Etkin Patent Kurucusu ve Yöneticisi
NOT:
“Yorumlar, ilgili Yargıtay kararlarının öznel değerlendirmesidir. Her somut olay farklılık gösterebilir. Buradaki açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır, bağlayıcı hukuk görüşü teşkil etmez.”
Kars Patent
ETKİN PATENT | MARKA STRATEJİSTİ: BÜLENT AYDIN
Kars Patent, 21 yılı aşkın kurumsal tecrübeye sahip Etkin Patent bünyesinde faaliyet gösteren tescilli ulusal sınai mülkiyet kuruluşudur. Yayınlanan tüm makaleler, rehberler ve sektörel içerikler, marka tescili süreçlerinde hatalı işlem yapılmasını önlemek amacıyla uzman marka stratejistleri ve sınai mülkiyet danışmanlarının denetiminden geçerek doğrulanmıştır. Platformumuzda sunulan güncel içtihatlar ve tescil metotları, marka haklarının ulusal ve uluslararası düzeyde eksiksiz korunmasını hedefleyen operasyonel bir süzgecin ürünütedir.
